|
Amasra
Bartın'ın kuzeyinde dik yamaçları Karadeniz'le buluşturan bir
yarımada ve iki ada üzerine kurulmuştur. Yüzölçümü 120 km2 .'dir
Amasra, o kadar otantik ki, Tanrı'nın yaratmak için ne kadar
uğraştığı bilinmiyor. Bilinen tek şey, turkuvaz renkli sularında
çamların, defnelerin ve sarmaşık resimlerinin çizili olmasıdır.
Mavi, yeşil ve turkuvazın muhteşem uyumu adeta ruhları okşar.
Doğuya, batıya ve kuzeye giden gemilerin bıraktığı izler, tarih
dolu yeşil tepelerden koylara uzanan eşsiz panorama, ressamın
fırçasından çıkan bir tablo görünümü verir Amasra'ya. Hele
pencere ve balkonlardan doğaya bir bakış, gün boyu birçok gizemi
seyrettirir doyasıya Cenova izlerini taşıyan dar sokaklar,
martılarla kucaklaşan adalar, rengarenk zakkumlar, susamlar ve
nergisler, biteviye dans eden mavi ve yeşil, deniz perilerinin
çok uzaklardan gönderdiği sevgi mesajlarını okuyan dalgalar ve
güneşin veda ederken bıraktığı bakıra çalan hüzün dolu renkleri
ile ay ışığı gecelerde yaratılan yakamozlar ve daha neler neler
görülür Amasra'da.
Anlatılan mitolojisi değişik his verir insana. İsterseniz bir de
onu dinleyelim. Bir inanca göre, susam ve nergis çiçeklerine
aşık Sesamos'lu (Kadros'un oğlu) Neleus, şehir kuracak yer arar.
Karadeniz sahillerini adım adım dolaşır ama, hoşlanabileceği bir
yer bulamaz. Bunun üzerine Baş Tanrı Zeus'la görüşmeye karar
verir Zeus kendisine, genç bir kızın toprağı su ile karıştırdığı
bir yere rastladığında şehir kurmak için karar verebileceğini
öğütler.
Neleus, Paphlagonia'nın bomboş topraklarında gezerken, deniz
kenarında Tanrı Eros ve yanında, kumlardan tepecikler yapıp
kargıdan oyuncağını yüzdürmeye çalışan kız çocuğu ile
karşılaşır. Neleus da oyuna iştirak eder. Bir taraftan da
bulunduğu yerin Zeus'un tarifine uyup uymadığını düşünür. Bu
sırada etrafı sis basar ve oynamaktan vazgeçer. Hemen çevresinde
çok hoşlandığı nergis ve susam çiçeklerini aramakla meşgul olur.
Dağ tepe demeden gezer durur, fakat bulamaz. Yorgun harkın Aşk
tanrısı Eros'un ve o kız çocuğunun bulunduğu yere tekrar
geldiğinde, aradığı çiçekleri bu defa onlara sorar. Hem Eros,
hem de kız Boztepe'yi gösterir. Neleus gösterilen tepeye hızla
ulaşır. Bir bakar ki etraf nergis ve susamlarla dolu…Biraz
ileride pike yapan martılar canhıraş balık avlıyor…Koylarda
sönmüş dalgalardan arta kalan beyaz köpükler...Dört bir yanda
denizin homurdanan sesi…Adaların denize uzayan egzotik
şekilleri… ve denizin karaya hüzünlü sığınışı… İşte Neleus bu
manzaralara dayanamayıp şehrin temellerini atmaya karar verir.
Şehrin adını "Susam Diyarı" manasında Sesamos koyar. O antik çağ
boyunca bu isimle anılır. Sonrasında Amastris, Cenevizliler
döneminde Samastro ve Osmanlılar zamanında ise Amasra derler ona
Kuruluşunda Tanrıların öğüdü bulunan Amasra'da gezerken,
nostaljik çizgilerin, günümüz çizgilerinden daha zarif olduğuna
tanıklık edilir. İşte o tanışma insanı günümüzden alıp geçmişin
anılarıyla tanıştırır. Tarihin derinliklerinde bir an için
yalnız bırakarak eşsiz bir duygu verir. Binlerce yıl öncesinin
havasını solutur. Apollon, Artemis ve Hermes'le tanıştırırken
Fatih Sultan Mehmed'in "Lala Lala Çeşm-i Cihan Bura mı Ola"
nidalarını dinletir. O nedenledir ki bağrında sakladığı kale,
kilise, cami, hamam, müze ve daha birçok kültürel ve arkeolojik
değerlerle, 1940 yılından beri Türkiye'nin ilk turizm kasabası
onurunu taşımaktadır.
Metin Yazarı: İsmail AKTAŞ İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ UZMANI
Kaynak: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı |